1. YAZARLAR

  2. Onur Ersançmış

  3. BÜYÜK TÜRK ŞAİRİ ŞEHRİYÂR
Onur Ersançmış

Onur Ersançmış

Yazarın Tüm Yazıları >

BÜYÜK TÜRK ŞAİRİ ŞEHRİYÂR

A+A-

İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ’’Sözde sihir vardır.’’ Buyurmuşlardır. Şair, Âşık ve Ozan’lar da sözü en etkili biçimde kullanabilen sanatkârlardır. Onlar kelimeleri, sözcükleri alarak ruh ve yüreklerinde şekillendirip anlamlı dizeler haline getirirler. Yazıp söyledikleriyle önce insanı etkilerler sonra da toplumu şekillendirirler. Tarih boyunca, etkileyici edebi eserleri sebebiyle, kimi şair, âşık ya da ozanların sihirbazlık veya büyücülükle itham edildikleri de olmuştur. Ama onlar her şeye rağmen hikmetli deyişleriyle toplumu istedikleri doğrultuda harekete geçirmeyi çoğu zaman başarmışlardır.

Mesela Âşık Şenlik Kars ve Ardahan’ın işgalinde yazdığı meşhur 93 Koçaklaması ile halkı Ruslara karşı direnmeye çağırmak suretiyle direnişin sivil kanadını örgütlemiştir. Âşık Şenlik yazdığı şiirlerle Osmanlı Devletini övmüş ve Osmanlıdan yana olduğunu açıkça dile getirmiştir. Tabi bu durum bölge halkı üzerinde, direnişin ve Osmanlının lehinde müthiş bir etki yaratmıştır. Tarih boyunca öyle dönemler olmuştur ki, Han, Hakan, Komutan, Sultan ve Padişahlar bile halk üzerinde şair, âşık ve ozanlar kadar etkili olamamışlardır. Fakat Sultanlar, Padişahlar veya Devlet Başkanları onların bu etkisini zaman zaman kullanmayı da ihmal etmemişlerdir.

Şöyle ki; Osmanlı döneminde kanunla fes giyme zorunluluğu getirilince, halka fes giymeyi benimsetmek ve fese karşı çıkanların direncini kırabilmek amacıyla birtakım şairlere fesi ve fes giyilmesini öven şiirler yazdırılmıştır.

Namık Kemal’in yazdığı, Vatan ve Hürriyet konulu ateşli şiirler başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türk İstiklâl Harbinin Lider kadrosunu derinden etkilemiştir. Vatan şairi Namık Kemal’in etkilediği kurucu kahramanlar Türk Kurtuluş Savaşını başarmış, Vatanı işgalden kurtarmış ve Cumhuriyeti kurmuşlardır. Meseleyi bu yönüyle analiz ettiğimizde rahatlıkla söyleyebiliriz ki; Şair, âşık ve ozanlar manevi halk önderleridir.

Ne hazindir ki Türk edebiyatı ve kültürüne, milletimize ve insanlığa büyük hizmetler yapan şair, âşık ve ozanların bir çoğu yoksulluk ve sefalet içinde yaşamış, kimsesiz ölmüşlerdir.

Şair, âşık ve ozanların yaşadıkları devirlerde hem kendileri hem de eserlerinin, hak ettiği ilgi ve itibarı   -kısmen ya da tamamen- görmediği zamanlar da olmuştur elbette. Fakat bu onların büyüklüklerine bir halel getirmez ve eserlerinin kıymetini eksiltmez. Zaten onlar da eserleriyle sadece yaşadıkları dönemlere değil, geçmişi ve geleceği de içine alan tüm zamanlara hitap ederler.

Ozan ARİF’e’’Söylediğim bu destanın kıymeti,Bugün bilinmezse, yarın bilinir.’’ Dedirten muhakkak ki bu gerçektir.

Yukarıda saydığımız özelliklerin tamamına sahip olan Muhammed Hüseyin Şehriyâr 1907 yılında Güney Azerbaycan’da yani bugünkü İran’ın Tebriz kentinde dünyaya gelmiştir. Şehriyâr 20. Yüzyılın en büyük Türk şairlerinden biridir. Çok çalkantılı bir hayatı ve aşkları olmuştur. Şehriyâr’ın bu güne kadar tespit edilebilmiş 100 tane Türkçe şiiri vardır. Ne yazık ki Şehriyâr Türkçe şiirlerinden kat kat fazlasını Farsça yazmıştır. Elbette bu durum Fars ve dünya edebiyatı için bir kazanç olsa da Türk edebiyatı için bir kayıptır.

Annesi bir gün Şehriyâr’a’’Oğlum senin için büyük şair diyorlar, sen nasıl büyük bir şairsin ki senin yazdığını anan okuyup anlayamaz.’’ deyince Şehriyâr’ın beyninde şimşekler çakar. Annesinin bu sözleri Şehriyâr’a çok dokunur. Şehriyâr o dillere destan olan meşhur Heyder Babaya Selam manzumesini işte bu etkiyle yazar.

Yazık şairler kadar cesur değilim diyen İsmet Özel’in tarif ettiği kadar cesurdur Şehriyâr…  İran gibi bir ülkede, Türkçe yazmanın ve yayının yasak olduğu o ağır baskı yıllarında, ölümü bile göze alarak, Türkçe Heyder Babaya Selam manzumesini yazacak ve yayımlayacak kadar cesurdur hem de.

 

Heyder Babaya Selam manzumesi edebi değeri o kadar yüksek bir şiirdir ki gerçekten Oğuz coğrafyasında çok etkili olmuş, bir heyecan dalgası yaratmıştır. Şiir yayımlandıktan sonra dilden dile, gönülden gönüle dalga dalga yayılmıştır.

’’Heyder baba, senin üzün ağ olsun
Dört bir yanın bulağ olsun, bağ olsun
Bizden sonra senin başın sağ olsun
Dünya gazov-gader, ölüm-itimdi
Dünya boyu oğulsuzdu, yetimdi.

 

Heyder baba, dünya yalan dünyadı
Süleyman’nan, Nuh’dangalandünyadı
Oğul doğan, derde salan dünyadı
Her kimseye her ne verip alıpdı
Eflatun’dan bir guru ad galıpdı.’’

Yukarıdaki muhteşem dizelerle birlikte toplam 76 beşlikten oluşan Heyder Babaya Selam manzumesi hakikaten Türk edebiyatının şaheserleri arasındadır.

Şiir yayınlandıktan sonra İranlı şairler,Heyder Babaya Selam manzumesindeki edebi lezzeti alabilmek için Türkçe öğrenmeye başlarlar. Hem Türkiye’den hem de Türk Dünyasının muhtelif yerlerinden Heyder Babaya Selam manzumesine nazire, mektup ve cevap niteliğinde yüzlerce şiir yazılır. Heyder Babaya Selam manzumesini, Aman Ayrılığ, Han Nene, Türk’ün Dili, Yar Gasidi, GetmeTersa Balası gibi Şehriyâr’ın birbirinden güzel şiirleri takip eder.

Şehriyâr tam bir Türkiye sevdalısıdır. En büyük hayali Bakü’ye ve İstanbul’a giderek buradaki soydaşlarıyla kucaklaşıp şairlerle buluşmaktır. Yaşadığı dönemin ulaşım ve ekonomik şartları bu hayalini gerçekleştirmesine izin vermez. Fakat Şehriyâr yazdığı Türkiye’ye hayali sefer adlı şiiriyle mânen de olsa bu hayalini gerçekleştirmekten geri durmaz.

’’Gelmişem nazlı hilal ülkesine
Fikret’in ince hayal ülkesine
Akif’in marşı yaşardıp gözümü
Bahıram Yahya Kemal ülkesine’’
diye başlayıp devam eden şiir duygu ve hasret yüklüdür.

Maalesef Türkiye’de Şehriyâr’ı ve şiirlerini konu edinen yayınlar fazla değildir. Bu konuda belki de tek ve en kapsamlı eser İz Yayıncılıktan Dr. Yusuf Gedikli’nin’’Şehriyâr ve bütün Türkçe şiirleri’’ kitabıdır. Şehriyâr’ı okuyalım, öğrenelim ve anlayalım. Çünkü Şehriyâr demek güneyiyle kuzeyiyle Azerbaycandemektir. Şehriyâr demek Türkiye demektir. Şehriyâr demek Türk Dünyası demektir. Hülasa Şehriyâr bütün boyutlarıyla aşk demektir. Bu nedenle Şehriyâr’ı bilelim, onu bilmeyenlere de bildirelim.

Türk Dünyasının  ’’Menim şair oğlum Şehriyâr’’ diyerek bağrına bastığı büyük üstada bin selam olsun, rahmet olsun. Şehriyâr’la birlikte Namık Kemal, Yahya Kemal Beyatlı, Hüseyin Nihal Atsız, Kayseri Develili Seyrani Baba, Çıldırlı Âşık Şenlik, Erzurumlu Âşık Sümmani, Ozan Arif, Âşık İslam Erdener, Âşık Reyhani, Zelimhan Yakup, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Sabri Şimşekoğlu ve temiz isimlerininhepsini buraya sığdırma imkânı olmayan tüm şair, âşık ve ozanlarımıza bin selam olsun. Hepsine Allah(c.c)’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Yaşayan şair, âşık ve ozanlarımıza milletimiz ve insanlık için daha nice eserler verebilmeleri için bereketli uzun ömürler diliyorum. Onlar yaşasın ki millet yaşasın.

Ne diyordu Mehmet Emin Yurdakul;
Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.

 

ONUR ERSANÇMIŞ
Kars Ülkü Ocakları Eski İl Başkanı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.