1. HABERLER

  2. KARS HABER

  3. Müze Ve Müzecilik Nedir
Müze Ve Müzecilik Nedir

Müze Ve Müzecilik Nedir

 Müze isim kaynağını Zeusun kızları İlham Perilerinin ( Mousalar) evi , daha sonrasında ”Bilimler Tapınağı “ mousion kelimesinden almıştır. Hazırlayan:...

A+A-

 Müze isim kaynağını Zeusun kızları İlham Perilerinin ( Mousalar) evi , daha sonrasında ”Bilimler Tapınağı “ mousion kelimesinden almıştır.
Hazırlayan: Müze Müdürü Necmettin Alp

Tarih öncesi ve tarihi devirlere ait yer altında ,yer üstünde ve su altındaki tüm taşınır taşınmaz kültür varlıklarını bilimsel yöntemlerle açığa çıkaran, belgeleyen, sergileyen ve koruyan vatandaşların kültürel ilgisini ve sanat zevkini yükselten böylece her yaştan insanın dünya görüşünü yükselten kültür, sanat ve bilim kurumudur.

KARS MÜZESİNİ TANIYALIM

1959 yılında Müze Memurluğu olarak kurulan, 1969 yılında Kars Arkeoloji Müzesine dönüştürülen ve Kars Kalesinin eteğinde yer alan Kümbet ( 12 Havariler Kilisesinde) camiinde eserlerini sergileyen müzemiz, 1981 yılında İstasyon mahallesinde yeni yapılan modern binasına taşınmış, bu tarihten günümüze kadar aynı binada çalışmalarına devam etmektedir. Kars Müzesi Iğdır, Ardahan, Ağrı ve kars olmak üzere 4 ildeki taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının korunması, tespiti, tescili ile bu illerdeki bilimsel ve diğer kazı faaliyetlerini sürdürmek için çalışmalarına devam etmektedir. Müzemiz iki salondan müteşekkildir arkeoloji salonumuzda paleolitik dönem, eski tunç çağı, eski tunç madeni eserleri, Urartu dönemi eserleri, sikkeler, Roma ve Bizans dönemi eserleri, Geç Hristiyanlık dönemi eserleri Selçuklu dönemi eserleri; Etnografya salonumuzda ise 18. Ve 19. yy Osmanlı dönemi yöresel giysileri, mutfak kapları, halı kilimler, silahlar, şamdanlar Kafkas kemerleri, yön eğirme aletleri sergilenmektedir. Ayrıca 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir paşaya 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması için şehrimize gelen Rus generaller tarafından hediye edilen Beyaz Vagonda Müzemizin Nadide eserlerindendir.

ÇOCUK MÜZE ODASI

Kültür ve Turizm bakanlığımız ile BM Eğitim Kültür Komitesi UNESCO tarafından uygulamaya geçirilen bir protokol sonucu ülkemizdeki bazı müzelerde çocuk müze atölyelerinin kurulması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Kars Müzesi bünyesinde 17 Ocak 2011 tarihinde açılan Çocuk Müze atölyesi olarak hizmete açılmıştır.

Öğrencilerin bazı derslerinin müzeyi gezerek işleyip bilgi ve görgülerini arttırmaların ve çocuk müze atölyelerinde yaptıkları resim, drama vb. çalışmaları ile de yeteneklerini geliştirmeleri sağlanmıştır.

Kars Müzesi, çocuk müze atölyesinde öğrencilerimizin atölye çalışmaları müze uzmanlarımız gözetiminde aralıksız devam etmektedir.

Müzeler Günü münasebetiyle 18 Mayıs Müzeler Günü içerisinde Kars Müzesi ve Ani Ören Yerini tüm öğrencilerimiz ile halkımız ücretsiz olarak gezebilirler.

18 MAYIS MÜZELER GÜNÜ ETKİNLİKLERİ

Kültür mirasının korunması ve Müzeciliğin tanıtılması amacıyla BM bağlı ICOM ( Uluslararası Müzecilik Konseyi) tarafından tüm dünyada her yıl 18 Mayıs günü “Müzeler Günü” olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ise 2011yılından itibaren tüm dünya ülkeleri ile aynı zamanda Müzeler Günü olarak kutlanmaya başlamıştır.

Müzeler gününün kutlanmasındaki amaç kültürel ve doğal değerler bakımından çok az ülkenin sahip olduğu arkeolojik zenginlik ve kültür varlıklarının çeşitliliğine sahip olan ülkemizin bu değerlerini ortaya çıkararak tanıtmaktır. Memleketimizin doğal ve kültürel varlıklarının

tanıtılması, milli değerlerimiz olan taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarımızın korunması, onarılması ve saklanması ile gelecek kuşaklara aktarılması için yapılan ve yapılması gereken çalışmaları anlatmak, müzelerimizi tanıtarak, halkımızın kültür, tarih ve sanat bilincini geliştirerek bu değerlere sahip çıkılmasını sağlamaktır. Aynı zamanda sahip olduğumuz zengin kültürel değerlerin turizm amaçlı olarak tanıtılıp ülkemiz ekonomisine katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığımıza bağlı Müzeler, bu hafta içerisinde müze-okul ilişkilerine yoğunluk vererek öğretmenleri ve öğrencileri müzelere davet ederek okullardaki öğrencilere kültür varlıklarımızı sevme ve koruma bilincini aşılamak amacıyla seminerler düzenlerler.

Bu kapsamda Kars Müzesi de Müzeler Günü nedeniyle ilimiz genelindeki ilk, orta ve lise düzeyinde okuyan öğrenciler başta olmak üzere tüm halkımızın Kars Müzesi ve müzeye bağlı Kars Kalesi ve Ani Örenyeri başta olmak üzere kültür varlıklarımızın yoğun olarak bulunduğu Kars kentsel sit alanı içerisindeki mimari yapılar ile diğer sit alanı içerisindeki kaya resimleri ve mağaraların bulunduğu yerleri ücretsiz olarak gezebilmelerini sağlar. Bütün bu etkinlikler hem öğrencilerimizin hem de vatandaşlarımızın müzelerimize ve Ören yerlerimize daha fazla ilgi göstermeleri için yapılan çalışmalardır. Sadece Müzeler Günü nedeniyle değil diğer zamanlarda da müzelerimize ve kültür varlıklarımıza karşı duyarlılığı sağlayabilmek müzelerce yapılabilecek faaliyetlerin asıl amacını teşkil eder.

KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında bulunan kültür varlıkları, taşınır kültür varlığı ve taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirilmektedir. Taşınır kültür varlıkları pişmiş toprak vazolar, madeni ok uçları, mızrak uçları, bilezikler, sikkeler, heykeller, figürünler v.b. eserlerden oluşmaktadır. Taşınmaz kültür varlıkları ise kale, cami, kilise, tapınak, han, köprü, höyük, tabya gibi askeri ve sivil mimarlık örneklerinden oluşmaktadır. Bu tür taşınmaz kültür varlıklarının grup halinde bulunduğu yerler ise arkeolojik, kentsel ve tarihi sit alanları olarak değerlendirilmektedir.

SİT ALANI

Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari v.b. özellikleri yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarih olayların meydana geldiği yerler ve tespiti yapılmış korunması gerekli alanlardır. Sit alanları 4 gruba ayrılmaktadır.

1- ARKEOLOJİK SİT ALANLARI: Antik bir yerleşmenin veya eski bir medeniyetinin kalıntılarının bulunduğu yer veya su altında bulunan bilinen veya çıkarılan korunması gerekli alanlardır.

2- TARİHİ SİT ALANLARI: Önemli tarihi olayların cereyan ettiği korunması gerekli yerledir. Bu tür sit alanları milli tarihimizde önemli tarihi olayların geçtiği yerler olarak tespit edilen ve çevresel değerleri de göz önünde bulundurularak tescil edilen yerlerdir.

3-KENTSEL SİT ALANLARI : Kentsel sitler, mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan kültürel ve tabii çevre elemanlarının birlikte bulundukları alanlardır.

İLİMİZDE TURİZME AÇIK OLAN SİT ALANLARI

ANI ÖRENYERİ

Merkez Ocaklı köyü sınırları içerisinde, Türkiye- Ermenistan sınırında bulunan Anı Örenyeri, içerisinde barındırdığı tarihi ve kültürel eserlerden dolayı, surlar ve surların içerisinde bulunan iç kale, Ebul Menuçehr camii (Anadolu’nun İlk Türk camisi), Büyük Katedral, Selçuklu kervansayı,

Resimli Kilise (Tigran Honenets ) gibi taşınmazların bulunduğu alandaki yapıların tamamı arkeolojik sit alanları olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Kars il merkezine 42 km. uzaklıkta bulunan Türkiye- Ermenistan sınırında, sınırı ayıran Arpaçay nehrinin batısındaki Türkiye topraklarında yer alan Anı Örenyeri, Dünya’da eşine az rastlanabilecek taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarını içerisinde barındırmaktadır. İnsanlık tarihinden günümüze kadar, bir çok medeniyete beşiklik etmiş olan Anı Örenyerinde, bu medeniyetlere ait camiler, kiliseler, saraylar han ve hamam gibi yapılar bugün ayakta kalan mimari yapılardır. İpek yolu üzerinde önemli bir ticaret kenti olan örenyeri Ortaçağda yaklaşık 20 bin nüfuslu büyük bir yerleşim merkeziydi. Anadolu Türk tarihimizde de bir başlangıç noktası olan Anadolu’yu yurt edinmede Selçuklular tarafından açılan ilk kapı, Anı Örenyeri olmuş, Selçuklu Türkleri tarafından Anadolu’daki “İlk Türk camisi Ebul Menuçehr Camii” 1072 tarihinde Anı şehrinde inşa edilmiştir. Örenyerinde büyük kiliseler, saraylar, kervansaraylar ile benzeri yapılardan oluşan ve şehrin ortaçağda ki mimari dokusunu günümüze kadar getiren bir çok medeniyete ait taşınmaz kültür varlığı örenyeri içerisinde farklı zamanlarda yapılmış olsa dahi bütün bu yapılaşma zinciri aynı anda görülebilmektedir.

Anı örenyerinde bulunan bu kültür varlıklarından dış cephe surları, Selçuklu Sarayı, Resimli Kilise, Polatoğlu Kilisesi, Keçel Kilise ile Ebul Manuçehr Camisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü denetimindeki restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca Ani Ören Yeri Çevre Düzenleme Projesi Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2013 yılında onaylanmış olup, proje doğrultusunda Bakanlığımız denetiminde turizm amaçlı düzenleme çalışmalarına başlanmıştır.

ÖRENYERİNDE ARKEOLOJİK KAZI ÇALIŞMALARI :

Anı Ören yerinde 1892-1916 tarihleri arasında Gürcü asıllı arkeolog Nikolay Marr tarafından ilk arkeolojik kazılar yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise Ören yerinde yapılan ilk Arkeolojik kazılar, 1965-1966 yıllarında Prof. Dr. Kemal BALKAN tarafından başlatılmıştır. 1989 yılından itibaren Anı Ören yerinde Hacettepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Beyhan KARAMAĞARALI başkanlığında bir heyet tarafından bilimsel kazılar 2005 yılına kadar sürmüş, 2006-2009 yıllarında ise Mimar Sinan Üniversitesinden Prof. Dr. Yaşar ÇORUHLU başkanlığında bir ekip tarafından kazılar sürdürülmüştür. 2010-2014 tarihleri arasında Kars Müzesi Başkanlığında kazı ve temizlik çalışmalarına devam edilmiştir. 2014 yılından itibaren Pamukkale Üniversitesinden Prof. Dr. Fahriye Bayram’ın başkanlığında kazılar her yıl yaz sezonunda sürdürülmektedir. Arkeolojik kazılardan çıkan taşınır kültür varlığı niteliğindeki eserler Kars Müzesinde sergilenmektedir.

KARS KALESİ: 1153 yılında Selçuklu Devletine bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin tarafından yaptırılan kale, 1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murad döneminde Lala Mustafa Paşanın emri ile onarılmış, daha sonraki dönemlerde de çeşitli onarımlar görmüştür. Ayrıca kale içerisinde Celal baba Türbesi, Cephanelik Odası, Yeniçeri Koğuşları ve Süvari koğuşları bulunmaktadır. Kars Kalesi tarihte birçok önemli olaya şahitlik etmiş ve şehrimizin sembolü haline gelmiştir.

KALEİÇİ MAHALLESİ ARKEOLOJİK SİT ALANI: Kars kalesinin hemen eteğinde kurulan ve şehir merkezinin en eski yerleşim bölgesi olan bugünkü Kaleiçi mahallesi 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Özellikle Osmanlı dönemi yapılarının çokluğu ile dikkati çekmektedir. Sit alanı içerisinde Evliya Camii, Hasan Harakani Türbesi, Beylerbeyi sarayı, Taş Köprü, hamamlar, Namık Kemal Evi, Havariler Kilisesi, Ulu Camii ve Osmanlı evleri bu yapılardan bazılarıdır.

KARS KENTSEL SİT ALANI: İlimiz Merkez Yusufpaşa Mahallesi, Ortakapı Mahallesi ve Cumhuriyet Mahallesinde bulunan ve Ordu Caddesi, Gazi Ahmet muhtar Paşa Caddesi, Atatürk

Caddesi merkez olmak üzere 1878-1916 tarihleri arasında Baltık Mimari tarzında yapılmış tescilli taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu alandır. Bu alan içerisinde 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kars’ın Rus işgalinde kaldığı süre içerisinde yapılan önemli taşınmaz kültür varlıkları tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Toplam 248 adet taşınmaz kültür varlığından oluşan bu tescilli yapılardan bazıları: Defterdarlık Binası, Vali Konağı, Sağlık Müdürlüğü Binası, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı, Cheltikow butik otel, Kars butik otel, dereiçi butik otel, Azerbaycan Başkonsolosluğu Binası, Ticaret ve Sanayi Odası Binası, Belediye Başkanlığı Hizmet Binası olup, bu yapılar kentsel sit alanının mimari dokusunu oluşturmaktadır.

BORLUK VADİSİ KAYA RESİMLERİ: Kars İli, Merkez Azat Köyü ile Ataköy (Mağaracık) arasında yer alan 6 km’lik vadi içerisinde bulunan kaya resimleri Kalkolitik Dönemde (M.Ö. 5000-3000 yılları) bazalt kayalar üzerine çizgi tekniğinde yapılmışlardır. Geyik, dağ keçisi gibi av hayvanlarının resmedildiği kaya resimleri 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır.

KAĞIZMAN CAMUŞLU KAYA RESİMLERİ: Kağızman İlçesine bağlı Camuşlu Köyünün 4 km güney doğusunda bulunan Aladağ eteklerindeki kaya resimleri Üst Paleolitik Dönemde (M.Ö.13000 yılları) yapılmış, bölgemizin ve ilimizin en eski yerleşim yeridir. Büyük bir bazalt kaya üzerine 97 adet dağ keçisi, bukten, geyik resimleri ve bu av hayvanlarını avlayan insan figürlerinin oyma tekniğinde kaya üzerine işlenerek kök boya ile boyanması sonucu yapılmış kaya resimleridir. Kaya resimlerinin bulunduğu alan 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır.

KARS TABYALARI TARİHİ SİT ALANI: 16. Yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletinin doğu sınırını İran, Gürcü ve Rus saldırılarına karşı korumak amacıyla yapılmaya başlanan tabyalar 19. Yüzyıl sonuna kadar 46 adet olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu tarafından yaptırılmış askeri maksatlı savunma alanlarıdır. İlimizde toplam 46 adet tabya olup, bu tabyaların ilki 1579 tarihinde yaptırılan Temur Paşa tabyasıdır. Kars’taki büyük tabyalar 1855 Osmanlı-Rus savaşından önce yaptırılan Arap Tabya, Karadağ Tabya ve Gemli Tabya’dır. Diğer tabyaların 17 adedi Kars Tugay Komutanlığı(Çakmak Kışla) denetiminde bulunmakta olup, tabyaların önemli bir kısmı da yıkılarak toprak altında kalmıştır. Karsta ki bu tabyalar 1855 yılında Karsa Zafer Madalyasını kazandıran savaşların geçtiği önemli tarihi mekanlardır. Özellikle Karadağ ve Arap Tabyada Ruslara karşı kazanılan 1855 Kars Zaferinden sonra Padişah Sultan Abdülmecid tarafından Kars’a zafer madalyası verilmiş, bu madalya Anadolu da bir şehre verilen ilk zafer madalyası olmuştur.

SARIKAMIŞ TARİHİ SİT ALANI: I.Dünya Savaşının başlamasından sonra Osmanlı İmparatorluğunun Ruslara karşı başlattığı savaş sonrasında 22 Aralık 1914 tarihinde başlayıp, 7 Ocak 1915 tarihinde sona eren Sarıkamış Harekâtı sırasında Allahu Ekber Dağlarında 90 bin askerin şehit düştüğü alandır. Sarıkamış ilçe merkezinin kuzeybatısında yer alan Çıplak Dağ, Balıklı Dağ ve Allahu Ekber Dağlarında şehit düşen askerler anısına yaptırılan 12 adet şehitlik ve bu şehitliklerin bulunduğu alanın tamamı tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Ayrıca bu alanlarda 90 bin şehit anısına “Sarıkamış Şehitlerini Anma” alanları kompleksi içerisinde müze ve eğitim amaçlı konferans salonları ile turizm amaçlı sergi salonlarının bulunduğu bir alanın oluşturulması için çalışmalar sürdürülmektedir.

SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIMIZ

Aynı zamanda “yaşayan miras” olarak da adlandırılır, somut olmayan kültürel miras, topluluklar tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel uygulamaları, temsilleri, ifadeleri, bilgiyi ve becerileri içermektedir. Kısaca toplumların tarihsel süreç içerisinde tarihi belleklerine yer etmiş milli kimliklerini gösteren etnografik birikimleridir. Ülkemizin bu kültürel zenginliği

türkülerimiz, ninnilerimiz, semahlar, Mevlevilik, nevruz, karagöz Hacivat, meddah, aşıklık ile mutfak kültürümüz, çocuk oyunlarımız, masallarımız, deyimlerimiz ile tescillenmiştir.

Bu kültürel mirasa Ülkemizde olduğu gibi Doğu Anadolu Bölgemiz keza Kars Şehrimizde payına düşeni katmıştır. Türk Milletinin Orta Asya’dan Anadolu’ya gelişiyle Anadolu medeniyetine katmış olduğu aşıklık geleneğinin merkezi şehrimize aşıklar diyarı denmiş ve aşıklarımız aşklarını, dertlerini, yüreklerindeki ak ve karayı sazıyla sözüyle Anadolu insanının vicdanlı yüreklerine aktarmışlardır. Kars insanımız birde mutfak tatlarını Kültürel mirasımıza katmış soğuk kış aylarının vazgeçilmez tadı kazı sofrasından eksik etmemiş, peyniriyle Türk yemek kültüründe önemli bir yere sahip olmuş kurze, hangel, pişi, mafiş, gagala gibi lezzetleri ile de kültür soframıza katkıda bulunmuşlardır. Birde maniler dizmişler düz maniler , kesik maniler, yedekli maniler inci inci yazmışlar sevdalarını, memleket sevgisini, yalnızlığı, ayrılığı, kahramanlığı, sitemi ; Hayali duyguları anlatıp yaşam tarzlarımıza yön veren efsaneleri de vardır bu memleketin diğer kültürler gibi kuşaktan kuşağa aktarılırken biçim değiştirir tıpkı dede korkut hikayelerinden izler yansıtan üç uğuz kardeşler efsanesi gibi, ayrıca ağıtlar yakılmış acılarımıza, Türküler okunmuş sevdamıza, fıkralarla gülmüşüz, şükranlarımız için dualar okumuş kızgınlığımıza beddualar etmişiz.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz milli ve manevi bu kültürel birikimlerin taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarımız gibi korunması, belgelendirilmesi yapılacak uygulamalar ile yaşatılması ve gelecek kuşaklara taşınması bizlerin en asıl görevidir. Bu kültürel zenginliğimiz zaman içinde biçim değiştirmiş olsa da halkımız tarafından yaşatılmakta, Biz kültür bekçileri tarafından da sahip çıkılmakta, korunmaktadır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.