1. HABERLER

  2. KARS HABER

  3. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Kars´ta anlatıldı
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Kars´ta anlatıldı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Kars´ta anlatıldı

 Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı konferansa eski Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Eski...

A+A-

 Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı konferansa eski Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, Eski AK Parti Kars Milletvekili Mahmut Esat Güven, AK Parti Kars İl Başkanı Adem Çalkın, Selim Belediye Başkanı Coşkun Altun, Kafkas Üniversitesi Rektör Yardımcıları, kurum müdürleri, AK Parti İl Teşkilatı ve Karslı vatandaşlar katıldı.

Ekonomik siyasal ve sosyal gerçekler ışığında neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini Kars halkına anlatmak üzere söz alan 24. dönem Erzurum milletvekili Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu; Birçok şehirde yapmış olduğumuz neden Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi konusunda;
En güncel konu anayasa değişikliği ve cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini bir çok kişi merak ediyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde neler var neden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gündeme geldi. Anayasa değişikliği neden yapıldı, Türkiye'nin problemlerinden hareketle oluşturulan bir anayasa mıydı?
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Türkiye'nin geçmişte yaşamış olduğu problemlerden dolayımı cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gündeme geldi.
Hayatımızda bir sürü değişiklikler olacak siyasal hayatta, devlet işleyişinde ne tür değişiklikler olacak bunların hepsi merak edilen konular.
Bizde dilimiz döndüğünce gücümüz yettiğince sizlerle bu konuyu paylaşalım istedik." diyen Yavilioğlu konuşmasına şöyle devam etti.

"Gönül isterdiki sizin karşınıza bir bütün olarak 82 darbe anayasasının değiştirip yeni bir sivil anlaşyışa toplumun huzuruna getirildiği bir değişim bir dönüşüm sistemini size anlatmış olalım.

Anlatıyorum ama halihazırda lakin bu mümkün olmadı biliyorsunuz 2011 den sonra meclistede bir uzlaşmayla bir uzlaşı ile 82 anayasası değişsin diye bir araya gelindi fakat bu akamete uğradı sonuçlanamadı. Onun sonuçlanmaması ülkenin ihtiyacı olan bir hükümet sistem değişikliğini gerektirecek şekilde bir anayasa değişikliği olarak komisyana geldi. Ak parti Mhp uzlaşarak yapmış oldukları bir yeni anayasa ortaya çıktı.

Yeni anayasada anayasanın içerisinde en büyük konu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi konusu oldu. Peki cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde
gündeme getirilmesinin gerekçeleri kısaca nelerdir diyerek kısaca açıklamaya başlamış olalım.

Burada Türk siyasal hayatının geçmişte birikmiş olduğu sıkıntıları bilecek yaşta olan arkadaşlar var. hocalarımız var benim yaşıtlarımdaa olan arkadaşlarımız var.
Biliyorsunuz geçmiş dönemlerde sizler seçim dönemlerinde milletvekillerini meclise gönderirdiniz. İsterdinizki sizin oy vermiş olduğunuz milletvekillerinin çoğunlukta olduğu hükümet kurulsun veya mutlaka ama mutlaka bir hükümet kurulsun isterdiniz. fakat vermiş olduğunuz oylar ve seçmiş olduğunuz milletvekilleri meclise gittiğinde mecliste ayrı bir senaryoyla ayrı bir denklemle karşılaşırdınız. ya istediğiniz hükümet oluşmazdı ya istediğiniz hükümet oluşsadahi kısa orta vadede çeşitli mütarekelerle sizin talep etmiş olduğunuz 
kendi iradenizle belirlemiş olduğunuz , olmasını istediğiniz hükümetlerden farklı hükümetler ortaya çıkmış olduğunu görürdünüz.

Buna en yakın örneği 28 şubat , 28 şubat süreciyle bir hükümet kuruldu Refah yol hükümeti kuruldu. Bu hükümet kuruldu ama bu hükümetin kurulmaması için öncesinden büyük çabalar oldu. Kurulduktan sonrada bu hükümetin alaşağı edilmesi için büyük çabalar oldu. İşte gazete manşetlerini hatırlayın o dönemde , işte o dönemin gazeteleri sabah, hürriyet , cumhuriyet vs. bunlar manşetlerde özellikle Refah Partisinin büyük ortak olması ve başbakanlarından Refah partisinden olması nedeniyle tırnak içerisinde ŞERİAT başlığı altında tırnak içerisinde LAİKLİK başlığı altında bir çok haber okudunuz.

Birtakım hocaların bir takım cemaatlerin temsilcilerinin başbakanlıkta olması nedeniyle laik sistemin tehdit altında olduğunu Şeriatın Ankara'ya taşındığını ve akabinde de bildiğiniz işte birtakım olaylar şeyhler cemaatler müritler...
Yurt bildirisi vardı bu kararlar vardı o kararlar neticesinde hükümet devam etmek için ciddi bir hükümetin problem olduğunu, brifingler vardı hatırlarsını yargı mensupları
otobüslerle Genel kurmaya götürülmüştü, hatta giden hukukçular , yargıçlar , hakimler ve savcılar yetersiz olduğunu bir daha bir daha yapılması gerektiğini söylüyorlardı.
Yine o dönemin destekleyen , o dönemin iklimine ayrı bir katkı sunmak hevesinde olan partiler vardı bunlardan biriside CHP'ydi.
yine o dönemde bu sistemi destekleyen işte birtakım mitingler ki buna YÖK öncülük ediyordu hatırlarsanız o dönemlerde , üniversiteler öncülük ediyordu.
Bunların hepsi vardı arkadaşlar. Bunları niye söylüyorum arkadaşlar, bunları şunun için söylüyorum en yakın tarihli bir sizin iradenizle , sizlerin veya halkın önemli bir kısmının iradesiyle seçilmiş olan bir iktidar ile kurulmuş olan bir hükümetin siyasal sistem dışında müdahalelerle nasıl değiştirildiğini anlatmak için söylüyorum.
Buna en son 2007 de 367 krizinde yaşadık değil mi ? 367 krizinde de sayın bakanım o dönemde aktif bir şekilde siyasetin içinde ve onun bizzati icabesi olarak
yaşamış bir büyüğümüzdür. 367 krizi olduğunda işte Ahmet Necdet Sezer 2000 yılında seçilmiş ve görev süresi tamamlanmış 2007 yılında yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecek.
Aday Abdullah Gül'dü. Abdullah Gül kim daha önce seçilmiş olan Turgut Özalı dışarda bırakmak sureti ile daha önce seçilmiş olan cumhurbaşkanlarından farklı birisi, niye ?
Nasıl bir farklılığı var. Bir geçmiş dönem cumhurbaşkanları parlementer vesayetçi kurumların uzlaşıları sonucu gelirdi. Bu uzlaşı Abdullah Gülde olmadı. Öncesinde de Cumhuriyet mitingleri vardı.
Öncesinde Turgut Özal bunların seçiminde hiçbirisiyle usul açısından olmayan bir usul vardı. Yani bir cumhurbaşkanının seçilmesi için 367 oyun gerekli olması bu tamam.
Eğer ilk iki oylamada 367 yi bulamazsanız salt çoğunlukla seçiliyorsunuz. Lakin Sabih Kanadoğlu o dönemin Cumhuriyet Başsavcısı öncesinde Cumhuriyet Gazetesinde dört beş ay önce makale yayınladı. dediki ....
Cumhurbaşkanının seçilme sürecinde de halkın seçtiklerinin dışında meşrutiyetini halktan alan halkın iradesiyle kurum kuruluşların oluşturulmasıyla dedi ki laiklik tartışma konusudur bundan sonra Tsk bir taraftır. Neye taraf halkın iradesine karşı bir taraftır. Böyle bir yetkisi sorumluluğu görevi var mı, yok . Peki bunu nerden alıyor." Dedi.

Gelelim şimdi anayasanın bizim 82 darbe anayasasının bir ruhu vardır o ruhta şu; "Egemenlik hakkı millet tarafından kullanılır. Yani yasama yürütme yargı
egemenlik hakları millet tarafından kurulur ve kurumsallaştırılır daha sonra. Egemenlik hakkı kayıtsız şartsız milletindir ama lakin fakatlarla egemenlik hakkının kullanımını bu bahsetmiş olduğum kurumlara icra eder yani kurumlar bunu kullanır. Dolayısıyla ortada halkın egemenliğini kullanım prosedürü diye kullanım hakkı diye kullanım biçimi usulü ortaya çıkışı diye birşey kalmaz arkadaşlar.
Yani sizin egemenlik hakkınız ortada yoktur artık. Cumhur başkanı sizin seçtiklerinizin seçemediği bir durumda Egemenlik hakkından bahsedebilirmisiniz.
hayır bahsedemezsiniz. Peki 28 şubatta Rehaf Yol hükümetini siz kendi ihtiyari kendi iradenizle seçtiğiniz halde bunu birileri dışarda değiştiriyorsa
Egemenlik hakkından bahsedebilirmisiniz? hayır" ifadelerini kullanan Yavilioğlu konuşmasına şöyle devam etti.

"Demekki dostlar değerli arkadaşlar işte bu Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde en önemli özelliği en öenmli niteliği bu dışarıdan müdahaleleri artık yürütme kısmında yasama kısmında, dışarıda bırakılması.
Yani siz yürütmeyi yani cumhurbaşkanını seçmek suretiyle yürütmeyi , altında kabinesiyle ve onunla birlikte cumhurbaşkanının belirlemiş olduğu kabineyle birlikte yürütme inşaat işinin kimler tarafından yapılması gerektiğini
Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde doğrudan siz belirliyorsunuz arkadaşlar. doğrudan halk belirliyor. Yani meclisi gidipte, meclisin içerisinde yeni bir hükümet çıkarılmasına oluşturulmasına gerek olmayan , hükümetin doğrudan halk tarafından seçilmesi istemine Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diyoruz. Deniliyorki yav arkadaş biz milletvekillerini seçiyoruz, milletvekilleri mecliste hükümet seçsin diye onları seçiyoruz.
Siz mecliste hükümet kurulması hükümetin oluşturulması yetkisini kaçırıyorsunuz. deniyor. Peki bu hükümetin meclis tarafından kruılması yetkisini oradan kaçırıpta nereye veriyoruz.
Karanlık bir odağamı veriyoruz elit bir grubamı veriyoruz , veya bir kişiyemi veriyoruz veya o karanlık mahsenlerde mahfilelrde geçmişte olduğu gibi oluşturulduğu gibi bir medya patronu koalisyon benim evimde kuruldu demişti.
Böyle bir süreçmi yaşandı böyle bir hak ihlalimi ortaya çıkıyor. hayır . Daha önce mecliste olan hükümet kurma yetkisi selahiyeti doğrudan halka veriliyor, doğrudan sizlere veriliyor. Siz kuruyorsunuz. Siz belirtiyorsunuz.

Bölücü terör olayları o 7 haziran seçimlerinden sonra başladı . Onun öncesinde onbeş yıldır bir tek parti iktidarı, oluşturmuş olduğu istikrar bir ande neredeyse Allah korusun tarumar olacaktı. 15 yıllık bir hakim parti tarafından Ak parti tarafından gerçekleştirilen siyasal dönüşüm ekonomik dönüşüm sosyal dönüşüm bizim önemli kazanımlarımızdır.

Belki Cumhuriyet tarihinde bu kadarlık uzun soluklu bir hükümet tek partili hükümet olmadı . ve bununla elde edilen kazançlarda bu kadar olmadı. Ama öyle bir ana geldik ki uzun soluklu bir hakim parti dahi olsa tarihin bir anında bütün kazanımları yok edileceği , yok olacağı bir girdaba hızlı bir şekilde girebilme ihtimalimiz ortaya çıktı. Peki Türkiye bunu hak ediyormu? hayır.
Bundan çok çekti Türkiye arkadaşlar , bu parçalı yönetimlerden koalisyonlardan iktidarın duruşunu parçalanmasından dolayı Türkiye çok büyük krizlerin kaosundan geçiyor. Demokratik önemli kazanımların kriz kaoslardan dolayı ellerinden uçtu gitti yok oldu. Demokratik kazanımlar keza aynı şey. İşte Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bize artık mutlaka ama mutlaka bir hükümet kurulması imkanını getiriyor.
Ne olursa olsun ister cumhurbaşkanı mecliste aynı anda seçilemesin, onbeş gün sonra mutlaka bir cumhurbaşkanı seçilecek. Yani iktidar seçilecek yani hükümet seçilecek . Türkiye hükümetsiz dönemleri geride bırakmış olacak. Yani İstikrarlı bir dönem başlayacak. Daha önce yaşanmış olan o parçalı yapılar koalisyon dönemleri bundan sonra yaşanmamış olacak." dedi.

Aslında en büyük faydayı sizler bizler hep birlikte alacağız . İstikrarlı bir geleceğin olabilmesi içinde bu elde edilmiş on beş yıllık süreçteki kazanımların kurumsallaştırılarak geleceğe devretmesidir. İşte Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi başta istikrar olmak üzere bu istikrarı kurumsallaştırmak suretiyle Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin en önemli çıktılarından biriside bu olacaktır.

Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu, daha sonra 'Yeni Anayasa Değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' sunumu gerçekleştirdi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.