1. YAZARLAR

  2. Turan KILINÇ

  3. FE EYNE TEZHEBUN -2-
Turan KILINÇ

Turan KILINÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

FE EYNE TEZHEBUN -2-

A+A-

FE EYNE TEZHEBUN -2-


Düşünce ve felsefi yazıların hem yazması hem de okuyup anlaması zor ve sıkıcı gelebilir. Lakin mesele varlığımızı anlamak ve anlamlandırmaksa temelsiz bir düşünce bizi gerçek sonuca götürmez. Nereye gittiğini sorguladığımız insanın varlık sebebini doğru algılamamız bu yüzden elzem bir meseledir. Geçen yazımızda âlem içinde özel yaratılmış canlı olan insanı kısada olsa tanımaya çalıştık. Tabii ki insanı tanımayla ilgili ciltler dolusu eserler olsada biz bu kadarıyla iktifa edelim.
Diğer canlılara göre üstün vasıflarla yaratılan insan niye yaratılmış, yaratılmasında ne hikmetler var biraz bunun üzerine duralım.


Sekülerizm insanı tanımlamaya çalışırken onun bu dünya ile olan ilişkisini anlamaya ve anlamlandırmaya çalışır. Düşünce merkezine de yine kaynağı insan olan pozitivist düşünceyi oturtarak bütün okumalarını bu pencereden yapar.
Hiç şüphesiz bu kurgu ilk bakışta insanı var olandan daha güçlü ve özgür gibi gösterir. İşin hakikatine doğru yolculuğa çıktığımızda ise durumun hiçte öyle olmadığını bu yaklaşımların kısa süreli kazançlar getirebileceğini ama sonucun hüsran olduğu bilgisine ulaştırır bizi Pozitivist yaklaşımlara göre insan, insan olana kadar geçirdiği evrimlerden sonra mükemmel noktasına ulaşmıştır ve artık bulunduğu alemi tanıyacak, kural koyacak, sorumluluk alacak, düzen kuracak, kendini ,yakınlarını, birlikte yaşama mecburiyetinden dolayı mensubu bulunduğu sosyal tabakayı korumaya çalışacak , bunun için gerekirse diğerlerini öldürecek veya kendisi ölecek.Bütün bunları yaparken gücün tek merkezi insan olacak.


İnsan ;mükemmel bir ilim üzere var edilen kainatın en özne varlığı.Keşfeden ,imar eden ,yıkan ,yok eden …. En müstesna varlık..İşte bu kadar üstün vasıflarla yaratılan insan kimdir?

Bu soru bir çok düşünürü yıllarca ilgilendirmiş ve herkes kendi idrakine göre bir tanımlama yapmıştır.
Bu tanımlamaların içinde şu üç özellik ortaya çıkmaktadır.
İnsanın kendisiyle olan ilişkisi
İnsanın kâinatla olan ilişkisi
İnsanın yaratıcıyla olan ilişkisi
Bu üç ilişki biçimide iki temel görüşe göre şekillenir. Birincisi fikri temelini Platon, Aristo gibi düşünürlerin oluşturduğu, kaynağı yine insan olan var oluş felsefesi, ikincisi de ilahi kaynaklı var oluş felsefesidir.
İşte bu iki temel düşünce farkı aslında insanla ilgili temel sorunlarında çözümü veya kaynağıdır.


Aristoteles’e göre Tanrı, hiçbir maddilik taşımayan ve bu yüzden harekete, zamana veya mekâna tabi olmayan salt form, salt edimselliktir. Tümüyle edimleşmiş yani tamamlanmış, mükemmel formdur. Bu özelliğiyle o, kendisine yönelmiş bir düşünmeden ibarettir ve diğer tüm şeylerin hareketlerinin nedeni olarak ilk hareket ettiricidir.
Bu özet yaklaşımdan da anlaşılacağı üzere merkezinde insan olan düşünce de; insanın kendi başına yaratılmadığını ,insandan öte hiçbir şeye muhtaç olamayan bir varlığın olduğunu kabul eder.İlahi kaynaklı düşüncede özetle ,her şeyi yaratan bir tanrının olduğunu onun yaratılmışlardan hiç birine benzemediğini ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını bildirir.
Peki, iki temel yaklaşımın özünde de insanın ve diğer varlıkların dışında bir var eden varken;
insanı anlama konusunda bu kadar fark neden var? İşin hakikati burada başlamakta.
Aristo’ya göre tanrı üstün bir varlıktır. Maddeyi de kainatı da O yaratmıştır ve O bu dünya ile ilgilenmez. Bu dünyayı idare eden, kanıun koyan düzen kuran insandır.

Oysa ilahi kaynaklı dinlerde , insanı ve kainatı yaratan bir amaç için yaratmıştır ve yine yarattıklarının kendisi tanıması ve aralarındaki ve diğer yaratılanlarla olan ilişkileri düzenlemesi için elçiler ve kitaplar göndermiştir. O her zaman hayy ve dirir ,kural koyan ve sürekli yaratandır.O istemedikçe insan bir şey var edemez.
Bu fark insanın dünyada ne kadar özne olduğunu, sınırlarının olup olmadığını, kural koyarken denetleyenin kim olduğunu özetle dünyada insan tek başına mıdır yoksa onu denetleyen yaptıklarından bir gün hesaba çekecek bir varlığın gözetiminde midir?
Bu özelliklerinden bahsedeceğimiz diğer yazımızda buluşmak üzere kalbin sahibi Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.